Choose Your Language!

29 Ağustos 2014 Cuma

Chanel 583 Taboo Oje



Günaydın! Günün yazısı Chanel Taboo üzerine olacak. Uzun zaman sonra ilk defa bir ojeye 'hasta oldum' diyebilirim. Rengin güzelliği, Chanel'in kolay sürümü ve yağ gibi yapısıyla birleşince mükemmel oje ortaya çıkıyor.






Fotoğraflar her şeyi anlattığı için ben pek bir şey eklemeyeceğim. Tek söyleyeceğim top coat olmadan da 3 gün kalıcı olduğu. Tatile Taboo'yu sürerek gittim ve denizden çıkmamama rağmen 4 gün boyunca soyulmadı, bozulmadı. 








Oje sepetimdeki en eşsiz renk olan Taboo galaksiyi andırıyor. Şimdi sözü, bu ojeyi daha önce inceleyen, çok güvendiğim birkaç bloggera bırakıyorum. Linkler aşağıda. Sizin en farklı ojeniz hangisi?




*Sephora, Harvey Nichols ve Chanel standı olan her yerden 81 TL'ye satın alabilirsiniz.



28 Ağustos 2014 Perşembe

Memnun Kalmadığım Ürünler! || Products I Regret Buying!



Günaydın! Tatil bitti, ben döndüm. Hiç vakit kaybetmeden memnun kalmadığım ürünleri sizlerle paylaşmak için bu yazıyı yazıyorum. Daha önceden bu tarz videolar çekmiştim ancak artık bloga ağırlık vermek istediğim için bu kez yazı şeklinde paylaşıyorum.






İlk hayal kırıklığım, ürünlerinin gereksiz abartıldığını (burada argo kullanacağım; şişirildiğini) düşündüğüm Kiehl's markasına ait. Bu markadan denediğim ve bayıldığım tek ürün Avokadolu Göz Kremi'dir. Daha yoğun nem verenini bulana kadar da değiştirmeyeceğim. Gelelim bir alışverişim sırasında hediye edilen bu seyahat boyu ürüne. 

Cilt mükemmelleştirici bu bazın anlık ve uzun vadeli gözenek küçültücü etkisi var. Kokusu keskin değil ve Benefit Porefessional kadar (yazısı burada) buram buram silikon hissi vermiyor ancak gel gelelim ki anlaşamadık çünkü kendisi bana alerji yaptı. İçeriğindeki hangi madde cildime dokundu anlayamadım ancak yüzüm kabardı ve uyguladığım bölgelerde sivilce yaptı. Zaten gözenek konusunda da Porefessional kadar başarılı değil. Beyaz önlüklü, güleryüzlü, ilgili çalışanların ve labarotuvar havasındaki havalı mağazalarına rağmen yine bizimle değilsin Kiehl's.




Rimmel London'ın en sevdiğim uygun fiyatlı ürün markası olduğunu fırsat oldukça belirtiyorum. Hele Scandal Eyes serisinin ten rengi göz kalemine olan hayranlığım asla bitmiyor, bitmeyecek. Nude rengini ne kadar sevdiysem Black renginden o kadar hoşlanmadım. Kalem yine kremsi, yumuşacık ve göze zarar vermeden uygulanıyor. Çoğu uygun fiyatlı kaleme göre epey siyah ancak gözümün içine uyguladıktan 10 dakika sonra yanlardan toparlanmaya başlıyor ve sağ sol bomboş, gözümün ortasından akmaya başlamış siyah bir görüntü oluyor. Dolayısıyla açık ara en sevdiğim uygun fiyatlı siyah göz kalemleri; Avon Supershock ve Rimmel London Exaggerate Eyes asansörlü göz kalemi oluyor. Bu arada bu kadar övmüşken yukarıdaki kalemin ten rengi hakkındaki görüşlerimi okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.




Geçtiğimiz haftalarda bana bir sepet dolusu ürün gönderen Farmasi'den sevmediğim birkaç ürünü seçtim bile ancak aralarından bir tanesi var ki oluru yok, anlaşamayız. Ojelerinin rengi çok güzel, şişelerinin biçimi de fırçaları da Golden Rose'un son serisini andırıyor ancak o ne kokudur yarabbi! Bir oje 404 uhu kokar mı? Kokarmış. Başımın ağrısı gözüme vurdu. Sürmesi, silmesi kolay ama uygulayana kadar kokusunun keskinliğinden burnumun direği kırıldı.




Make Up For Ever gibi başarılı bir markanın far bazını sevmeyeceğim aklımın ucundan geçmezdi ama hayatta her şey mümkün. Bu ürün üzerine uzun uzun yazmayacağım çünkü inceleme yazısını daha önce şurada paylaşmıştım. Yazıyı okumak istemeyenler için özet geçmem gerekirse; sünger aplikatör ve tüpün ucundaki dar ağız kısmı çok kullanışsız. Yapısı çok katı ve göz kapaklarıma ağırlık yapıyor. Bir far bazının çizgilere dolması da ayrı komedi. 




Gelelim son (şimdilik) hayal kırıklığıma. Zaten L'oreal Miss Manga'nın siyah rengini bulabilen cennetlik. Her yerde turkuazı var. Neyse buldum da sevemedim. O kadar övüldü ki 'kesin vardır bir hikmeti' dedim. Sonra ne mi oldu?

Her maskara açıldığında ıslaktır, hatta yapış yapıştır ama bu bir süre sonra, ambalajı açıp kapadıkça ve uyguladıkça azalır. Ürün yavaş yavaş kurur. Miss Manga'nın kurumakla işi yok. Aldığım ilk günden beri ıslak. Sürerken oraya buraya bulaşıyor. Bu sorunu bir iki pamuklu çubukla halledebilirim ama ya o her yeri ayrı oynayan fırçası? Üzgünüm, bu fırça esnek değil, bildiğiniz orası burası ayrı oynayan bir şey. Aşağıdaki fotoğrafta bunu mümkün olduğunca göstermeye çalıştım.




Sürekli kıpırdayan bir fırçayla uygulama yapmak tahmin ettiğinizden daha zor. Üstelik iddia ettiği hacimli kirpikleri de vermiyor. Şu yazıyı yazarken kendimden soğudum valla. Ne kadar negatif cümleler kurdum, değil mi? O zaman bu maskaranın olumlu yanlarını da söyleyip gideyim.




Fırçası çok hoşuma gidiyor. Kirpiklerimi uzatıyor ve simsiyah yapıyor. Daha da güzeli; akmıyor. Alt kirpik maskarası yapmayı düşündüğüm maskarayı annem tuhaf bir şekilde çok beğendi. (Yüksek ihtimalle hiç akmadığı için.) Kendisi keyifle kullanıyor. 

İşte böyle. Siz bu ürünleri denediniz mi? Deneyip de memnun kaldınız mı? Yoksa tuhaflık bende mi? Yazmayı çok özlemişim yahu. Biraz daha durursam gidemeyeceğim. Herkese kucak dolusu sevgiler!


Twitter: urfacemycanvas8



18 Ağustos 2014 Pazartesi

Watson's Alışverişim



Günaydın! Uzun bir aradan sonra bloguma geri dönmenin tatlı huzurunu yaşıyorum. Tatilde olduğum için her gün yazı yayınladığım eski düzenime dönmeyeceğim ancak sık sık yazı yayınlamayı hedefliyorum. 

Alışveriş detaylarına inmeden önce ufak bir duyuru yapmak istiyorum. Aslında geçen hafta hem Instagram, hem de Twitter üzerinden bu konuya açıklık getirmiştim ancak bir de blogdan duyurmak istedim. Artık eskisi kadar sık video çekmeyeceğim. Çeksem de makyaj ağırlıklı olmayacak. Tek göz makyajları, pratik tarifler ve manikür üzerine minik klipler planlıyorum. Blogdan ürün incelemelerine ve makyajlara tam gaz devam. Bunun yanında mekan incelemeleri ve seyahat yazıları da ekleyeceğim. Şimdi geliyorum Akasya AVM Watson's alışverişime.

Siz bu yazıyı okurken ben Bodrum uçağında olacağım ve tatil öncesi klasik bavul içi alışverişlerimiz için Akasya'ya gitmişken Watsons'a uğramadan edemedim. Valizimin eksiklerini fotoğraflamadım ancak kendim için aldığım birkaç parçayı dün akşam yapay ışıkla hemen fotoğrafladım.




Aldıklarımın toplu görünümü bu şekilde. Şimdi her birine daha yakından bakalım. 




Bu ara ojelere sarmış durumdayım. Bu alışverişte seçtiklerim sırasıyla; 

1) Rimmel London Salon PRO 237 Soul Session. 

2) NYC Quick Dry 264 Lincoln Square Lavender.

3) Pastel Nude 753 Cream.




Max Factor Max Effect Mono Eye Shadow Golden Bronze, tatilde yanıma tekli, bronz tonlarda bir far almak istediğim anda hızır gibi yetişti. Yapısı çok kremsi, epey pigmentli. Tozutma da yapmıyor. 

L'oreal Voluminous Extra Black, uzun zamandır denemek istediğim bir maskaraydı. Umarım akma yapmaz.

Baby Lips Peach Kiss, Baby Lips'e bir şans daha vermek için alındı. Gerçekten Pink Punch renginden 10 kat fazla nem veriyor ancak rengini yine beğenmedim.










… ve Watsons'ın diş ipleri, gözlük temizleme mendilleri, her zaman kullandığım Nivea Roll-On, Colgate Plax mentollü ağız çalkalama suyunun seyahat boyu ve Solingen cımbız.


Siz son zamanlarda neler aldınız? :)




2 Ağustos 2014 Cumartesi

Farmasi Tender Blush No:9 || Allık İncelemesi




Günaydın! Bugün sizlere, elime geçen hafta ulaşan Farmasi ürünlerinden beğendiğim bir parçayı tanıtacağım. Farmasi bana kocaman bir sepet gönderdi. İçinde cilt bakımından ojeye, makyaj malzemelerinden makyaj çantalarına kadar bir sürü ürün var. Elime geçtiği günden beri cilt bakım ürünleri hariç her birini tek tek denemeye başladım ve birkaç favorim, birkaç tane de işe yaramaz dediğim ürün oluştu bile.

Bu allık ise, MAC'in Peaches isimli allığının (yazısı burada) biraz daha canlı hali diyebilirim. Gerçekten belli belirsiz bir fark var aralarında, bu yüzden MAC'e muadil bile gösterebilirim. Aradaki o minik fark ne? derseniz de kesinlikle Farmasi'deki baskın turunculuk.




Ürünün ambalajı oldukça sade ve kapağı kolay açılıp kapanıyor. Allık 5 gram ve paraben içeriyor. 
Biliyorum, bu konuda çok titiz olanlar, hatta takıntı haline getirenler var. Ben şahsen bu paraben olayına pek takılmıyorum. Bunun iki sebebi var. İlki; paraben içermemesi ürünün temiz içerikli olduğunu göstermiyor, ürün başka kimyasallar içerebiliyor. Bir diğer sebep ise; hayatı boyunca parabenden, kanserojenden kaçan yengemi kanserden kaybetmiş olmam. Çok dramatik ve saçma gelebilir ancak böyle…




Allık incelemesi yapıp da şu meşhur kelimeyi kullanmadan olmaz elbette. 'Pigmentasyon' konusuna gelelim. Çok pigmentli değil ancak renk vermiyor da diyemem. Bence tam kararında. MAC'in Sheertone serisine benzetiyorum ben bitişini. MAC Peaches'le bir ortak noktasını daha yakalıyorum böylece.




Satış fiyatı 9,5 TL ve fiyatının çok üstünde bir allık olduğunu düşünüyorum. Bana göre tek eksisi biraz tozutması ve içimden bir sesin, bu allığın kısa bir süre içinde taşlaşıp kuruyacağını söylemesi. Umarım yanılıyorumdur. Sevgiler!

Ürünü satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.


26 Temmuz 2014 Cumartesi

Yeni Video? Instagram? Birkaç Fotoğraf. + Çekiliş Kazananları.

Şile-Saklıgöl yolu. Görsel bana aittir.


Günaydın! Başlıktan da tahmin edebileceğiniz gibi yine kozmetikten tamamen uzak bir yazıyla karşınızdayım. Bolca edebiyat yapacağım için sizi baştan uyarıyorum. Bu bir iç dökme yazısıdır! Çekiliş kazananlarını merak ediyorsanız yazının sonuna ışınlanabilirsiniz.

Eskiden her sabah 09:30'da yayınladığım yazılar, haftanın 4 günü yüklediğim videolar geride kaldı. Zaten beni bir süredir takip ediyorsanız farketmişsinizdir. Youtube kapandığında verdiğim uzun aradan sonra bir türlü eski düzenimi oturtamadım. Bunun birkaç sebebi var.

İlki artık çalışıyor olmam. Biliyorum bu geçerli bir bahane değil. Hem çalışan, hem sevdiklerine vakit ayıran, hem de bu işleri çok güzel yürüten insanlar var. Bir diğer sebep ise kendi hayatımdaki değişiklikler. Şimdilik net bir şey söylemek istemiyorum ancak gerçekten eğleniyorum, keyifli vakit geçiriyorum. İple çektiğim bir dönem kapıda, Eylül'ü bekliyorum.

Bunun yanı sıra, her şeyi aynı anda yapmaya çalışan biri olarak zaman zaman çok bunalıyorum. Özellikle son birkaç gündür o kadar keyifsizim ki… İnanın bana video(lar) çektim ve hiç biri içime sinmedi. Siz bu yazıyı okurken ailemle yazlığa gidiyor olacağım, yanımda minik kameram ve makyaj çantam olacak. Memnun kalmadığım ürünleri paylaşmak istiyorum. Deneyeceğim ama içime sinmediği sürece yüklemeyeceğim çünkü biliyorum en ufak bir keyifsizliğim o videolara yansıyor. Kanalımın eski canlılığının kalmadığının farkındayım ancak buna, izleyen ve eski performansımı bekleyen sizlerden bin kat daha fazla üzüldüğümden emin olabilirsiniz. 

Özetlemem gerekirse; hayatım değişiyor ve ben ayak uyduramıyorum. Bu demek değildir ki video çekmeyi, blog yazmayı bırakacağım. Asla. Bazen çok dellensem, hevesimi kaybetsem de toparlayıveriyorum. Ben sadece eski düzenime dönemiyorum. Dolayısıyla her sabah yazı, haftanın dört günü video yayınlayabileceğime inanmıyorum. Bunun sözünü vererek kimseyi kandırmak da istemiyorum.

Son olarak bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Bu konuda çok eleştiriliyorum, belki istemeden birilerini kırıyorum. Eğer böyleyse özür diliyorum. Instagram konusu…

Instagram hesabım başlarda herkese açıktı ve sadece kozmetik paylaşıyordum ancak daha sonra kişisel hesabıma dönüştürdüm. Akrabalarımı, arkadaşlarımı da takip etmeye, özel hayatımla ilgili kareler paylaşmaya başladım. Tahmin edersiniz ki 'eleştiri' adı altına sığınarak sahte bir rumuzla ağzına geleni söyleme hakkını kendinde bulan çokça insan var. Ben de onlardan payımı aldım. Çok kırıldım, üzüldüm, huzursuz oldum.

Hele hele en son annem ve babama gelen bir saldırı vardı ki, ona kayıtsız kalamadım. Yazan kişiyi önüme verseler parçalardım herhalde. Herneyse, işte bu sebeplerden ötürü hesabımı gizledim. Yaklaşık 4-5 aydır ekleme talepleri onayımdan geçiyor ve kendi fotoğrafı olmayan, takipçisi/takip ettiği kimse olmayan ya da asdfghj şeklinde rumuzu olan kimseyi kabul etmiyorum. Yine eleştiri adı altında bana ya da sevdiklerime hakaret edenleri de engelliyorum. Ya da alaycı, iğneleyici bir tavır takınan herhangi birini. Evet, engelliyorum çünkü hayatımda bana negatif yayan insanları çıkarttığım gibi sosyal medyada da elimden geldiğince bu tip insanları süzgeçten geçirmek istiyorum. Hatırlatayım; 'kuyruklu eyeliner sana yakışmamış, düz çekmeye devam et' bir eleştiridir, 'iğrenç görünüyorsun, falanca arkadaşın da kezbana benziyor' ise hakaret. Bu tarz bir konuşmayı bir iki hafta önce Instagramdan da paylaşmıştım hatta.

Diyeceksiniz ki o zaman ne diye Instagram açtın, sen bloggersın. Sokakta karşılaşsak düşüncelerini yüzüme söylemeye cesaret edemeyecek insanların ailem, seçimlerim vs hakkında haddini aşan yorumlar yapması bana göre değilmiş. İster eleştiriye açık değilsin deyin, ister özgüvensiz. Ben kendimi bu şekilde rahat hissettiğime karar verdim. Sırf bu sebepten, hakettiği ya da etmediği halde kalbini kırdığım birileri varsa da hakkını helal etsin…

Söyleyeceklerim bu kadardı. Umarım kendimi anlatabilmişimdir. Son olarak son zamanlarda Instagram'da paylaştığım birkaç kareyi buraya da yüklemek istedim. Çekiliş sonucu da fotoğrafların en altında olacak. Kendinize iyi bakın. Sevdiklerinizle birlikte mutlu bayramlar! :)


Şile Limanı :)


Yazlık akşamı. Herkes uyurken.
Haziran akşamı. Ortaköy. 

Basket topu yutan arkadaşım İnci. :)

Birazcık bronzlaştım.


Dostum Ecem.



video
Biraz gezdim. :)


Real Techniques Çekilişi Sonucu










Tebrikler. :)



22 Temmuz 2014 Salı

Bobbi Brown Smokey Eye Maskara



Günaydın! Bugünün yazısı uzun zamandır kullandığım ve hakkındaki düşüncelerimi oturtmak için epey beklediğim bir maskara üzerine olacak. Bundan 2-2,5 ay önce Palladium Bobbi Brown'a gidip, 'Avustralya'lı güzellik vloggerlarında gördüğüm şu meşhur Smokey Eye Maskara'dan istiyorum.' deyip, ödeme yapıp çıkmam bir olmuştu. Aldığım günden beri çok sık kullandım ve artısıyla eksisiyle yorumlamaya hazırım…




Öncelikle paketini çok sevdiğimden söz etmeliyim. Ufak, kibar ve sade olması beni çok çekiyor.




Fırçası ise sevdiğim cinsten; plastik değil, çok sık tüylü değil. Rengi simsiyah ve yapısı bir türlü kurumayan türden. Şöyle ki, paketi açalı neredeyse 3 ay olacak ve maskara hala kurumadı. Bu iyi bir şey mi? Bilmiyorum. Yani, elbette 3 kullanımdan sonra kuruyan maskarayı kimse sevmez ama maskara hala, ilk açıldığındaki kadar akışkan, ıslak ve yapışkansa bu biraz sıkıntı yaratabiliyor.

Başlarda sağa sola bulaşıyordu, şimdiyse sadece göz altıma akmakla yetiniyor. Sorunun ben kaynaklı olduğunu düşünüyorum çünkü daha önce de belirttiğim gibi, bende çoğu maskara akıyor. Bu ürünü kullananların böyle bir sorunla karşılaşmadığını düşünürsek evet sorun benim gözlerimde. :)




Kirpikleri ayırması, hem uzatması, hem de hacim vermesi harika. Simsiyah olması da göz makyajlarını çok tamamlayıcı. Benim için tek dezavantajı bir türlü kurumayan, durulmayan yapısı sebebiyle arada bir akması. Bunun da önüne, üstüne bir kat suya dayanıklı maskara uygulayarak kısmen geçebiliyorum. Kirpiklerimdeki etkisini çok sevdiğim için bittikçe alacağımı düşünüyorum.




Satış fiyatını net olarak hatırlamasam da 60 Lira civarıydı diye düşünüyorum. Bobbi Brown ürünlerini Boyner'ler ve Bobbi Brown mağazalarında bulabilirsiniz. Sevgiler!



21 Temmuz 2014 Pazartesi

MAC Pure Heroine Ruj || #LordeForMAC



Merhaba! Bugünün yazısı, MAC Online'a özel Lorde koleksiyonunun cesaret isteyen ruju Pure Heroine üzerine olacak. Lorde'un tarzını yansıtan bu ruj sınırlı sayıda üretilmiş ve ülkemizde yalnızca maccosmetics.com.tr 'de satışta.




Pure Heroine, MAC'in sürümü en kolay serisinden; Amplified bitişli bir ruj. Daha önce blogda amplified bitişli rujlar incelemiştim. Bir kez daha hatırlatmam gerekirse bu seri; kremsi, dudağı kurutmayan, sürümü kaygan ve ıslak bitişli oluyor. 




Pure Heroine ilk bakışta gerçekten cesaret isteyen, güçlü, keskin ve dikkat çekici bir renk ancak uygulandığında, özellikle bir iki saat sonra çok daha kullanılabilir olduğu görülüyor.




Renk ise derin bir mürdüm-mor.






Yapısının ne kadar ince ve parlak olduğu yukarıdaki fotoğrafta epey belli oluyor ancak daha biçimli, etli dudaklarda nasıl durduğunu görmeniz açısından Pure Heroine'le ilgili birkaç farklı blog yazısı daha paylaşmak istiyorum. Linkler tam aşağıda olacak.




Bu da uygulandıktan 2 saat sonra, birşeyler yiyip içtikten sonraki hali. Uçmuş hali elbette çok daha kullanılabilir ve pembemsi ancak koyu ve iddialı renkleri sevenlerin uygun bir dudak kalemiyle desteklenmiş ilk halini tercih edeceklerini düşünüyorum. Ne düşünüyorsunuz?


*Ürün M.A.C Türkiye tarafından deneyimleyip tanıtmam için gönderilmiştir. Yaz sıcağında buzlu suyumu içerken çalan kapı ve gelen bu minicik paket için tekrar teşekkürler! :)


- Pure Heroine'le ilgili blog yazıları için buraya, buraya ve buraya tıklayabilirsiniz.
- Pure Heroine'i satın almak için buraya tıklayın. Satış fiyatı: 55 TL.